11 Eylül 2010 Cumartesi

Yalnız Şarap

Aaaah ah..
Evimin bir klasiğisin sen; yalnız şarap.
Benden beyaz tenin var zaten. Güzelliksin sen. 4 yıldır nasıl dayandın şarap? 4 yıldır durmaktan sıkılmadın mı?
Koskoca 4 yıl. Eğitim sürem kadar, şarap!
Hem de durduğun yer, metalden bir şarap tezgahı, şarap!
Yazık sana, acıyorum.
4 yıldır güzelliğini kaybetmemişsin ama, için öyle söylemiyor şarap.
Pırıl pırılsın, ama artık bitsem de gitsem diyorsun.
Evet şarap evet, dışarı çıkacaksın. Ama Noel'de.
Sen yalnızsın şarap. O nedenle adın Yalnız Şarap işte, değişmeyecek, hep aynı kalacaksın.
Yıllanmaktan sıkılmadın mı?
Hep aynı soğuk, metal tezgahta beklemekten?
Artık çıkmanın zamanı gelmedi mi şarap?
Ne kafa sallayabiliyor, ne ellerini oynatabiliyorsun. Kimse göremiyor ama ben görebiliyorum onu. Ellerini yani.
Tezgaha bağlanmış, sıkılmış; ancak oradan ayrılmak istemeyen eller..
Sanki beni andırıyorsun şarap.
Beyaz tenin, umursamaz tavırların, bir şeyler çabalıyorsun; ama göremiyorlar..
Cidden sanırım benle aynısın şarap.
Sanırım ben de senin etten ve kemikten halinim. Et ve kemik sadece. Belki biraz deri, ve bir kaç tutam tüy, saç..
Ama 4 yıla ben dayanamam şarap. Sen nasıl başardın bunu?
İşte bu da sana özgü bir şey. Şarapsın sen. Yıllandıkça güzelleşiyorsun.
Ben artık yaşlandım şarap.
15 yılım geçti.
Ama senden daha dayanıklıyım yaşama konusunda.
Sen Noel'de öleceksin, bense 16. yılıma gireceğim.
Aramızdaki farksa bu..

1 yorum:

Rider dedi ki...

"Sen Noel'de öleceksin, bense 16. yılıma gireceğim." Adaletsiz gibi görünen bir şey... Bu yüzden çok gerçekçi. Diğer bir adaletsizlikse onun git gide güzelleşmesi, bizimse yaşlanmamız. Aslında her şey eşit böyle bakınca.

Yorum Gönder