Espresso önümde durup bana bakıyor.
Ben de ona bakıyorum.
Aklıma bir anda din konusunu tartışasım geliyor. Ama bu espresso'dan kaynaklanmadı.
"Espresso beni rahatlatıyor", "Espresso benim ilacım gibi", "espresso benim her şeyim", "espresso benim hayat kadınım" gibi şeyler söylemeyi sahiden de hazzetmiyorum. Abartılacak bir şey değil sonuçta. Yani örneğin, "golf" uçuk bir spor olarak görülür, ama sadece Türkiye'de yapılmadığı için, yapan kişi de çok olmadığı için uçuk görülür zannımca. Ama çok golf falan oynuyorum, golf oynarken şöyleyim böyleyim şurada oynuyorum falan da demiyorum, çünkü ben de oynayamıyorum. Olabilir.
Bunlar aklımdan birer birer geçerken din konusuna da giriyorum beynimin içerisinden.
Diyorum ki, dine inanmanızın sebebi ne ki?
Sonuçta kitapların nereden ve ne zaman indiğine dair teoriler ve tahminler olsa da bunları kesinleştiren bir şey yok, ve dünyanın farklı yerlerinde farklı dinler var.
O halde hiç biriniz Tanrı'nın tek olduğunu söyleyemezsiniz. Zaten dini olan herkes Monoteist değildir. (BKZ: Budistler) Tanrı kusursuzdur, Tanrı öyledir, Tanrı böyledir. Tanrı "merhamet sahibidir". Peki merhametliyse biz neden bu konumdayız, yani tüm dünya olarak. Afrika örneğin. Neden bu durumda?
Onlara da merhamet göstersin o halde. Bazı tabular var bu tabular kırılırsa cehenneme gidersiniz etc. Neden? Hani bize bir irade verilmişti?
Yoktur diyerek konuyu kapatıyorum.
Sonra espresso soğumuş bir halde dururken, soğuduğunu farkedip ondan bir yudum alıyorum. İçimi falan da ısıtmıyor, soğumuş bile. Sonra karşımdakine şöyle bir şey söyleyerek başlıyorum sohbete:
-"Espresso beni rahatlatıyor", "Espresso benim ilacım gibi", "espresso benim her şeyim", "espresso benim hayat kadınım" gibi şeyler söylemeyi sahiden de hazzetmiyorum. Abartılacak bir şey değil sonuçta. Yani örneğin, "golf"...
-Nattfödd.
20 Kasım 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder