24 Kasım 2010 Çarşamba

Siyah Uçurtma.

365 günden en siyahındayım.
Elimde bir ip parçası, ve siyah bir uçurtma. Etrafıma bakıyorum, dönerek. Tıpkı eski fotoğraflardaki gibi, siyah ve beyaz bugün...
Elimde de siyah bir uçurtma. Cebimde ise minik bir ayna var.
Aynayı çıkartıp kendime bir bakıyorum, mutlu, ama bembeyaz bir surat. Çoktan etrafın renklerine bürünmüşüm.
Ve elimde de siyah bir uçurtma... İçinde tüm umutlarım, hayallerim gizliymişcesine; sıkıca kavramışım onu. Kimse alamazdı onu benden.
Rüzgarı bekliyorum, ve elimde de siyah bir uçurtma...
Yavaş yavaş rüzgar esiyor, seviniyorum ve gülümsüyorum. Yüzüme çarpan sert rüzgar ise benimle aynı fikirde değildi sanki, suratımı parçalıyormuşçasına...
Ve rüzgar biraz daha sakinleşmişti, fısıldıyordu; bağırmıyordu artık.
En sonunda tüm hayal ve ümitlerimle, siyah uçurtmayı salıvermiştim. Uçurtma yükseliyor, yükseliyor ve yine yükseliyordu.
Çok sevinçliydim, kahkahalar atıyordum, delirmişçesine.
Uçurtma uçarken rüzgar bana yine sinirlenip bağırıyordu. Ve uçurtmayı kilometrelerce öteye sürüklemişti.
Onu kurtarmam artık imkansızdı, o beyaz surat daha da beyazdı, çok daha beyaz. O uçurtmayla beraber ne hayali, ne de umudu kalmıştı.
Gözümden süzülen bir damla yaş -hiç şüphesiz- sadece su birikintisi değildi elbet.
Benim yitirmiş olduğum umutlarım ardından söylediğim şarkıydı.
Ve şimdi elimde kayıp gitmiş olan umutlarım vardı...
-Nattfödd.

0 yorum:

Yorum Gönder